Bugun...
Reklam
Reklam
ÇOCUĞUN ‘’MİNİMALİST’’ DÜNYASI


Tahsin DURAK ÇOCUK KÖŞESİ
tahsindurak@gmail.com
 
 

Çocuk, dünyası abartılarla dolu; Yaramaz, kendi saf yaşantısı olan, çıkar gözetmeyen esrarengiz bir yaşam olgusuna sahiptir.

Çocukta Minimalizm(doğallık) yaşamın kendisidir. Sanki kirlenmemiş bir denize benzer. Baktığınızda turkuaz maviliğinin berraklığını görebildiğiniz o muhteşem histir sanki çocuk... Yaratılışından bu yana birçok etkiye sebep olan, dünyayı etkileyen karmakarışık bir dünyanın simgesidir aslında. Çocuk, doğduğunda hiçbir şeyden haberi olmadan dünyaya gelir ve onu anlamlandıran şey de budur. Çünkü çocuk özgürdür ve yaratılışı buna izin verir.

          Minimalizm çocuklar için bir yaşam felsefesidir, doğallık ve tazeliğin karakteristik özelliğidir. Çocuk olmanın özelliği de minimalist duygulardan gelmektedir.

Toplumda ‘’Minimalist’’ Anlayış

           Toplumun sahip olduğu yapının çocukları olumlu ya da olumsuz etkilediğini daha önceki yazımda kaleme almıştım. Çocuğun doğallığını bozup onu sanki büyümüş gibi gösterip çok farklı karakterlere sokmak Pediatrik travmalara (çocuk travması) neden olmaktadır. Bu etkileşimle ilerleyen yaşlarda da belirgin patolojik sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

            Bizim yapmamız gereken çocuğun öğrenme yaşantılarına destek olmak ve onu soyutlamadan onun iç dünyasına olumlu mesajlar göndererek çocuğu özgür bırakıp kendi özgür dünyasında birey olduğunu hatırlamasını sağlamaktır.

Geçmiş ve Geleceğin Etkisindeki Çocuk

       Çocuk, öğrendiklerini kendi yaşantılarında uygulayan bir senaristtir. Bu öğrendikleri aslında geçmiş deneyimlerine bağlı olarak ortaya çıkan ve onu yetiştiren kişilerin eseridir.

             J.J. Rousseau’nunda dediği gibi; Yaşadığımız süre boyunca insanlar tarafından eğitiliyoruz ve bizi etkileyen olaylardan edindiğimiz tecrübeyle olgunlaşıyoruz. Bize eğitim veren insanların bizim için çizdiği yol ile yaratılışımıza uygun olan yol zıt yönleri işaret ettiğinde ise ruhsal karışıklıklar yaşıyoruz. 

Çocuk, etkilenir, etkileşir ve etkiler. Büyüklerin anlayamadığı nokta kendilerinin de bir zamanlar çocuk olduğudur. Dolayısıyla geriye dönüp bakmayı unuttukları için günümüz çocuğunu anlayamamaktadırlar. Asıl sorun empati kurma becerileri olmayışıdır. Bizim yapmamız gereken geçmiş yaşantılardan ders alarak kendi deneyimlerimizi aktarırken empati kurarak hareket etmektir.

Çocuğun ruhsal dengesini bozmadan, abartıdan uzak, yaşamını sınırlamadan ve özgürlüğünü kısıtlamadan bir şeyler öğretebilen bir aile ortamı çocuğun yaşamında olumlu izler bırakır.

         Ormanın içine oksijenin ve yağmurun daha fazla olması için yeni tohumlar ekiyoruz… Bu tohumların büyümesi içinde sulamamız gerekiyor ve yavaş yavaş büyüyen bu tohumlar önce fidan oluyor sonra biraz daha büyüyor ve ağaç oluyorlar...

          Zamanla ağacın yaprakları yeşerir sonra sararır ve dökülür. Çocuk da böyledir işte, doğduğunda dünyada olup bitenden habersizdir, büyüdükçe ve etkileşime girdikçe hayat tarzı değişir ve bir şeyler öğrenmeye başlar, öğrendikçe çevresinden etkilenir ve bu süreçte olumlu ve olumsuz yaşantılar geçirir, heyecanlara kapılır, bazen üzülür, bazen sevinir…

Bazen kendini bize açar bazen de kabuğuna çekilir ve tüm bu süreçlerde bize, bizim de geçtiğimiz o yollarla ilgili ip uçları verir…

Çocukları anlayın ve anlamaya çalışın, çünkü “Onlar” olmadan bir geleceğimiz olamaz!

    Sağlıcakla kalın...     



Bu yazı 3506 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

Mersin'in En Çok Neye İhtiyacı Var ?


YUKARI